En Yeni Kitaplarım

cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
koku_delisi-3
miymiy-teyze-5a
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
sozvermistinanne
sozvermistinbaba
tak_tak_tak-sans_geldi

Radikal Kitap Eki - 2002 - Sayfa: 2

Article Index
Radikal Kitap Eki - 2002
Sayfa: 2
All Pages

 

Gençlerin arasındaki küçük duygusal heyecanlara da yer verdim romanda. Ama ardında koştukları serüven o kadar çekiciydi ki, henüz nedenlerini açıklayamadıkları, çözemedikleri cinsel heyecanlarını ikinci plana attılar; çünkü onların yaşlarında aşkın gelişi ve gidişi çok hızlıdır; kendi kimliklerini bulma, özgüvenlerini kazanma serüveninin yeri daha önemlidir.
Her romanda bu tür konuları işleyeceğim. Giderek daha ayrıntılara girebileceğimi ve daha başarılı romanlar yazabileceğimi umuyorum; bu henüz bir başlangıç yalnızca. 

Yazmanın zorlukları neler oldu?..

Öncelikle zamana sığışabilmek konusunda önemli bir sorunum var. Zamanı esnetip uzatarak yapacaklarıma yer açmaya çalışıyorum.                                

Süper Gazeteciler’i yazmaya karar verip bilgisayarın başına oturduğumda, bir serüven romanı yazmanın hiç de kolay olmadığını fark ettim. Beynim, tüm işlevleriyle yalnızca romana odaklanmalıydı. İş yerinde iş arkadaşlarımdan, evde de çocuklarımdan beni roman bitene kadar affetmelerini, çünkü onları ihmal edeceğimi, ne kadar süreceğini bilmemekle birlikte, romanın sonuna ulaşana kadar isteklerini, beklentilerini karşılayamayacağım başka bir dünyada yaşayacağımı söyledim. Onlar için pek yenilik olmadı, aslında her zaman böyle çalışıyorum; ama bu kez hafta sonlarım dahil, günümün çok uzun saatlerini kullandım. Mayıs ayındaki Cumartesi ve Pazar günleri günde 14 saat çalıştım. Hafta içinde iş yerinde bu kadar uzun soluklu çalışamıyordum, bölünmeler oluyordu haliyle, ama her gün disketle yazıları eve taşıyıp, gece yarılarına kadar devam ediyordum.

Bu romanda en zorlandığım konulardan biri, kahramanların yaşı oldu. Ben aslında gençlerin 14 yaşında olmasını planlamıştım. Zaten davranış biçimleri, düşünme ve karar verme seviyeleri de 14 yaş düzeyinde. Ama 14 yaşında olurlarsa, orta üçe gidiyor olmaları gerekiyordu. Ülkemizde orta üç öğrencileri sınav hazırlığı içinde boğuşurken, bir serüven içinde sürüklenmeleri olası değildi. En azından, anne babalar ve öğretmenler orta üç öğrencisi olan kendi çocukları için bunu istemezlerdi; genç okurların da kendi durumlarını değerlendirdiklerinde kahramanlarla özdeşleşmesi mümkün olamazdı. Bu nedenle çocukların orta ikiye gitmeleri gerekti ve yaşları da on üç oldu. Bir de gittikleri okulun özel okul mu yoksa devlet okulu mu olduğu sorunu vardı önümde. Okulun kapanma saati ikiden üçe uzadı. Derken üçten bire indi. Böylece buluşma saatleri ve olayların gerçekleştiği saatler de bu kararsızlıklarla birlikte değişip durdu. Saatlerde ve yaşlarda gidip gelmeler yüzünden çok zorlandım; romanı onlarca kez okudum desem az olur, yüz kez okuduğum doğrudur. 

Selin’in babasının cipini kullanması... Türk çocukları böyle bir yaşam içinde olabilirler mi, yoksa özlemlerini dile getirmek için mi böyle kurgulandı?

Roman kahramanları, büyük bir kentte yaşıyor ve oradan oraya koşuşmaları gerekiyor. Altlarında bir araba olmasa, çok dar bir mekan içinde kalacaklardı. Selin’in babasının arabası ve şoförü var. Selen, bütün şirinliğiyle Sedat Amca’yı onları gidecekleri yerlere götürmeye razı ediyor. Şoförün  süper gazetecilere ayırdığı zaman, zaten boş olduğu saatler; Selin’in babasının işe gittiği ya da işten döndüğü saatler değil. Hep gün ortası. Bu nedenle çocuklar ondan yardım isteyebiliyorlar. Ayrıca, tehlikeli sayılabilecek serüvenlere girerken, çocukların yanında yetişkin birinin olmasının daha güvenli olacağını planladığımı itiraf etmeliyim. Okura da güven duygusu aşılayacağını düşündüm. Zaten romanın sonunda Sedat Amca kendisinden beklenen gerçek işlevini görüyor. 

Ressam-yazar koordinasyonu…

Her kitabımda, metinle bütünleşebilecek resim üslûbunun ne olduğunu düşünüp, o tarzı kullanan ressamı seçerim. Bu kez de öyle oldu. Ancak uzun bir roman bu. Ben bile yer yer ipuçlarının geride kaldığını fark edip çok sık geriye dönüşlerle bütünlüğü yakalamışken, ressamın birkaç okumayla tüm ayrıntıları tam olarak oturtabilmesi beklenemez elbette. Örneğin, romandaki maskeli haydutlar, olay sırasında siyah giysiler giymişlerdi ve romanın sonunda bu giysiler bir torbada bulunacaktı. Ama ressam, haydutları kendi giysileri içinde çizmişti. Derhal metni baştan sona tarayıp, haydutların giysilerinden söz eden yerleri değiştirdim. Bir başka resimde Yıldırım Derya, Yener’in, kaçırılma olayı sırasında gizlendiği yerden Selin’i eteğinden çekiştirdiğini fark etmiş. Selin’i pantolonla çizmek üzereyken, hemen etek giydirivermiş. Böyle ayrıntılar bazen gözden kaçabiliyor da. Çok dikkat edilmesi gerek. Romanı yazdım bitti, resimleri yaptım oldu yeterli değil. Tekrar tekrar okunup kontrol edilmesi gerek.

 


+ 0
+ 0


Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.