En Yeni Kitaplarım

cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
koku_delisi-3
miymiy-teyze-5a
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
sozvermistinanne
sozvermistinbaba
tak_tak_tak-sans_geldi

Anadili Dil Kültürü ve Eğitimi Dergisi - 2003 - Sayfa: 3

Article Index
Anadili Dil Kültürü ve Eğitimi Dergisi - 2003
Sayfa: 2
Sayfa: 3
Sayfa: 4
All Pages

 

Yaşamın içinde eğiticilik vardır, elbette kitaplara da sızacaktır. Bir masalda, bir öyküde, tırtıl kelebeğe dönüştüyse, ağaçlar ilkbaharda çiçek açıp yazın meyve verdiyse, çocuk, masalı ya da öyküyü dinlerken bunları da öğrenecektir. Yavruğum, sen tırtılların  kelebeğe dönüştüğünü, ağaçların ilkbaharda çiçeklendiğini unut; sakın bunları öğrenme diyemeyiz. Dalgalar istiridyeler bıraktı sahile, yıldızları sürükledi; ama sen yine de onların denizde yaşan canlılar olduğunu düşünme diyemeyiz. Yaşamda her nefes, yeni bir öğretidir; öğrenmeyi, anlamayı bilene... Masallar da öğretir. Ancak edebiyatın anlamı, doğrudan öğretmek değildir; doğrudan öğreti, ders kitaplarının işidir. Edebiyatın işlevi ise, yaşam çeşitliliğini ortaya koyarak okurun deneylerini arttırmak, kişiliğini zenginleştirip algılarını esneterek, yaşama hazırlanmasını sağlamaktır. Okur, masal kahramanlarıyla birlikte adım adım yol alırken, hem kendisini, hem çevresini keşfeder. Bu da bir çeşit öğretidir, ancak doğrudan değil, hissettirerek, yöntemleri okura seçtirerek ortaya konan ve her yeni kitapla birlikte algıların çıtasını yükselten bir öğretidir.

5. Masalları yaş gruplarına göre sınıflandırmak gerekir mi? 

Yalnızca yaş grubuna göre ayırmakla kalmamalı, içerik ve çocuğa yakınlık açısından da sınıflandırmalıyız. Adı masal olan her anlatıyı özensizce çocuğun önüne atarsak, çocukları, küçük yaştan yazın dünyasıyla tanıştıralım, gelişimini zenginleştirip hızlandıralım derken, duygusal dünyasında karmaşaya neden olabilriz.

Değil ki, geleneksel masallar, daha yazının bile olmadığı yüzyıllar öncesinde, o dönemlerde çocuklara çok önem verildiği, onların birey olarak tanındığı, kişilik ve bilinç düzeylerinin gelişimine katkıda bulunulmak istendiği için yaratılmıştır...

Ancak masalların, abartılı kurgusu, zengin düş dünyası ve fantastik yapısıyla çocuklara yakın olduğu da bir gerçektir. Masallarda biz yetişkinlere olağanüstü gelen çoğu olay, çocuklar için doğaldır; çünkü onlar zaten masallardaki gibi her şeyin konuştuğu, uçtuğu ya da bir şekilden bir başka şekle dönüştüğü düşsel, renkli bir dünyada yaşarlar.

Ancak, içildikçe ses çıkaran, parlak renkleriyle göz alan, cıvıl cıvıl hayvan resimleriyle dolu bir bardakta sunulan, süt değil de bir içkiyse eğer, bunun ayrımını yapabilecek olan çocuk değil ki, bizleriz.

Masallardan öykülere, piyeslerden filmlere, her konuda seçici olabilmeliyiz aslında. Yetişkinler için yorucu hiç kuşkusuz, zaman, dikkat ve özen gerektirir; ancak çocuk yetiştirmek zaten kolay ve “saldım çayıra mevlam kayıra” bir iş değildir; büyük bir sorumluluk ve özveri gerektirir. Çocuk masallarını da bu gözle incelemeli, çocukların önlerine yalnızca, onların gelişimlerine yararlı olabilecekleri koymalıyız.

Ya diğerleri? Diğerlerini, yetişkinler okusun. Masalların tarihsel, sosyolojik, toplumsal değerini biliyoruz ama kendimiz okumak istemiyoruz... Bu hiç adil değil!

J.R.R. Tolkien, "Aslında çocuklarla peri masalları arasında bir bağ kurulması evcil tarihimizin bir kazasıdır. Peri masalları, aslında yetişkinler istemediği ve yanlış kullanılması dert edilmediği için modern okur yazar dünyada, tıpkı külüstür ya da eski moda eşyaların oyun odasına atılması gibi, ‘ninni’ olmaya terk edilmiştir. Buna karar veren çocukların seçimi değildir..." (7) diyor.

O böyle diyor ama bizler yine de adı masal olan her ürünü, çocukların önüne itiveriyoruz. Oysa her masalın, çocukların yaş seviyesine göre tekrar tekrar  düzenlenip yazılması gerekir, bunda da bir sakınca yoktur. Masalların hiçbiri zaten özgün değildir -burada geleneksel masallardan söz ettiğim gözardı edilmesin-, kültürden kültüre, çağdan çağa, toplumların değerlerine göre değişmiştir.

Pertev Naili Boratav, masalların geçmişten günümüze nasıl şekil değiştirdiğini şöyle açıklıyor: “Biliyoruz ki Doğunun bu büyük masal kitapları, bir tek yazarın, veya bir tek ‘derleyici’nin belli bir tarihte meydana getirdiği, hiç değişmeden oldukları gibi kalmış, bir dilden öbürüne geçerken yazarın kişiliğine saygı gösterilerek değiştirilmeden çevrilmiş eserler değildir. Zaman, yer ve dil değiştirdikçe yer yer katmalarla zenginleştirilmiş, şişip kabarmış, ya da her yeni şartın gereğince içindeki birtakım ‘özellikleri’ atarak yeni ‘özellikler’ kazanmışlardır: Kimi hikayelerde sadece şema kalmış, her yeni ‘derleyici ve düzenleyici’nin kendi zevkine ve çevresinin zevklerine göre yeni hikâyeler yaratılmıştır.” (8)

Yani geleneksel masalları yeniden ve çocuklara göre değiştirmek tarihsel bir hata değildir. Zaten yabancı toplumlarda, masalların kısalı uzunlu, resimli resimsiz, birçok versiyonu bulunur. Çocukların her yaşta okuyabileceği farklı yorumda bir Kırmızı Başlıklı Kız ya da Hans ve Gratel masalı vardır.

Ancak bazı derleyiciler, uyarlayıcılar ya da kendi adını, anonim olan masalın yazarı olarak gösterme cüretini kendilerinde bulanlar, gerekliliğin nedenini bilmediklerinden olsa gerek, buna pek rağbet etmez, masalın hangi versiyonu ellerine geçmişse, onu kullanırlar ve çocuk kitabı olarak çocuklara sunarlar.

Oysa 3-5 yaş grubuna farklı bir anlatım olmalı, 5-7 yaş grubuna farklı, 7-9 yaş grubuna farklı... Aynı masal, seslendiği yaşın özelliklerini ve beklentilerini göz önüne alabilmelidir.  Bilmem, "çocuklar için" ve "çocuklara göre" kavramına inanmayanlar, kendi çocuklarına okulöncesinde Russell, Gaarder, ilköğretimin ilk döneminde Camus, Dostoyevski, Tolstoy okutuyor olabilir mi?

6. İyi bir masal kitabı nasıl olmalıdır?  

Bir kitabi “iyi” olarak nitelemek için birçok kriterin birarada olması gerekir. Resimleri, kâğıt cinsi, yazı ve grafik düzeni, kapağı, kısacası esteteğiyle de; içeriğindeki kavramsal nitelikleriyle de; bu kavramların çocuğun anlayacağı dille aktarılabilmesiyle de; kullanılan dilin dilbilgisi kurallarına uymasıyla da; yazar üslubunun akıcılığıyla da; kurgunun ilgi çekici ve merak uyandırıcı olmasıyla da mükemmel olması gerekir. Gerçek mükemmeli aramaktan vaz geçtim, bu özellikleri aramanın gerektiği bilincinde bile olunsa, bir adım daha öteye gitmiş olabiliriz...

Sever, “Kitaplarda, çocuklara, neler yapması ya da yapmamasının söylenmesinden çok, neler yapması ya da yapmaması düşündürülmelidir.”  (9) diyor. Bu ışığın aydınlığında iyi bir çocuk kitabı da, sezdirilen düşünceyi, çocuğa yakın kurgu (iç yapı) ve estetik değerlere saygılı görüntü (dış yapı) ile verebilen kitaptır.

7. Televizyon, internet, VCD ve sinemanın masalların yerini alabileceğinden söz edilebilir mi? Evetse, çocukların düş gücü gelişimine bunun ne tür etkileri olabilir? Geleceğin çocukları hazır ve dayatılmış bir düş gücüne mi sahip olacaklar? Yoksa tüm çocukların basmakalıp bir düş dünyası mı olacak?

Bir yıldır dünyanın birçok ülkesinden çocuk kitabı yazarlarıyla yazışıyorum. Onların aktarımlarına bakılırsa, elektronik kitap (e-book) yayımcılığı hızla yaygınlaşıyor. Yayıncılar, kitapları, ekranda okunmak üzere elektronik ortamda yayımlıyorlar. Elektronik kitap satışı, yayıncının web sitesi adresine girip, ordan bir kitap seçmekle gerçekleşiyor. Seçtiğiniz kitabın önce ücretsiz olarak tanıtımlarına ulaşıyor, sonra almak istediğinize karar verirseniz, kredi kartı ile ödeyerek, kâğıt baskıdan daha ucuza olmak üzere, kitabı satın alıyorsunuz. Ödemenizin ardından verilen şifrelerle kitaba ulaşıyor, ister baskı alarak okuyorsunuz, ister ekranda istediğiniz zaman çağırmak üzere bir dosyada saklıyorsunuz. O kitap artık sizin oluyor.

Bu uygulama, bilmem ne kadar sürede nasıl yaygınlaşacak, ya da gerçekten yaygınlaşacak mı... İtiraf etmeliyim ki, bana sevimsiz geliyor. Ancak düşünüyorum, daktilodan bilgisayara geçerken de ekranda her şey çok sevimsiz ve itici görünmüştü. Hatta yazdıklarımın düzeltmelerini yapmak için ille de baskı almam ve kâğıt üzerinde düzeltme yapmam gerekiyordu. Ekrana bakarak yazıyı toparlamam olası değildi ve bunun hiçbir zaman mümkün olamayacağını sanıyordum. Ancak çok değil, birkaç yıl içinde, yüzlerce sayfalık bir romanı bile, ekranda yazıp, ekranda düzeltmek ve bundan hiç de şikayetçi olmamak gibi bir noktaya geldim... Şimdiki şikayetim ise, bilgisayarımla 24 saat birlikte olamamaya yalnızca...



Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.