En Yeni Kitaplarım

cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
koku_delisi-3
miymiy-teyze-5a
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
sozvermistinanne
sozvermistinbaba
tak_tak_tak-sans_geldi

İzmir Plus Dergisi - 2004 - Sayfa: 3

Article Index
İzmir Plus Dergisi - 2004
Sayfa: 2
Sayfa: 3
All Pages

 

7-  Bilgi yayınlarından çıkan iki öykü kitabınız var. Bu öykülerin kimisinde masalsı anlatım vardı. Aytül Akal masalları neden bunca sever? Yazdığı masallarda kendi yaşamından renkler var mıdır?

Gerek çocuk kitaplarımda, gerekse yetişkinler için yazdığım öykülerde, kahramanlar “birazcık” da benim; doğrudur.  Her yere burnumu sokmaya bayılırım. Ne kadar uzak durmaya çalışırsam çalışayım, kahramanlarla birbirimizi tanıdıkça, birbirimize benzemeye başladığımızı fark ederiz. Bu beni çok eğlendiriyor aslında. Kendimi tanımama, değişmeme, gelişmeme de neden oluyor.  

Evet, yazdığım her şeyde benim renklerim vardır.  Ne yapar eder, sevdiğim öğeleri masalın, öykünün, şiirin bir yerlerine sıkıştırıveririm.  Uçan daireler, uzaylı çocuklar, İzmir’in yıldızlı gecelerinin özlemini yansıtır. Ağaçlara tırmanamayalı çok oluyor; hiç olmazsa masallarını yazayım diyerek, Ağaç masalları yazmış olabilir miyim?  Çikolataya, şekere hâlâ delice tutkunum.  Eskiden param yoktu diye alamazdım, şimdiyse sağlık kaygısıyla...

Bundandır kuşkusuz, Çikolata masalları dizisini yazmam. Ve elbette, olağandışılığa olan zaafım yüzünden, ağaçlar, terlikler, kâğıtlar konuşur, yataklar uçar, trafik lambası oyun oynar, filler, zürafalar arkadaş olur, aydedenin canı sıkılır, vapurlar denizin altını merak eder... Bu çılgın düşünceler ve imgeler, başımın içinde döner durur, en ciddi toplantılarda bile beni güldürür... 

8-  Bir dostunuza “Şiirle başladım, şiirle bitiriyorum” yazmışsınız. Bu bir şakadır umarım. 

İşe ‘aşk’ karışınca, neyin şaka neyin ciddi olduğunu inanın ben de anlayamıyorum!  Benim dileğim ve isteğim, zaten 2003’te yazın hayatına veda etmekti.  Çocuk yazınına katabileceğim her şeyi kattım diyerek değişimlerin peşine düştüm.  Ama gerçek aşktan kurtulmak, kolay olmuyor! Bunca yıl kaç kez ayrıldık, kaç kez birleştik; ayrı da düşsek, gönlümüz beraber oldu; türlü çeşit ilişki yaşadık. Şiiri bıraktım, masal yazdım.  Masalı bıraktım, öykü yazdım. Öyküye kızdım, romana döndüm.  Aslında hepsi aynı aşkın sureti... Ben bu aşktan kurtulamadım. 

1981/82’de Kent Duygusu adlı şiir kitabıyla başlatmıştım yazarlık serüvenimi. Yazın dünyası derseniz, o da 1972’de Hayat Mecmuası’nda başlar... Bunca eskidir bu aşk. Yetişkinler için yazdığım şiirlerin ardından, ara sıra çocuklar için de birkaç şiir yazdığım oldu; Nur İçözü, Milliyet Kardeş’te yazı işleri müdürüyken, bu şiirlerden bazılarını dergide yayımladı da...  Ancak, dönüp dolaşıp şiir yazacağımı asla düşünemezdim.  Yaşamım şaşırtıcı bir plan ve program içinde gelişiyor, ama bu planların öncesi yok inanın, hepsi anlık oluşumlar.  Nasıl olduğunu bilemediğim bir anda, kendimi yeni bir planın mimarı olarak buluveriyorum. 

Çocuk kitapları yazmaya da rastlantıyla başlamıştım, şiirlere de rastlantıyla başladım...  Bunun gelişimini en iyi siz biliyorsunuz; sizin bana yolladığınız Ay şiirlerine “nazire” olsun diye yazdım ben, Ay şiirlerini.  Ben yazınca, siz bana yeni şiirler yolladınız.  Aylarca sürüp gitti bu ‘şiirleşme’.  Ay’dan uçtuk, karlara bulandık, denizlere girip çıktık, kedilerle oynadık, kuşlarla kanatlandık, ardımızda rüzgâr, kırlarda yeni dizeler aramaya koştuk.

Tıpkı, 1989’da, çocuğuma anlattığım masalları, her masal istediğinde bir gün önce anlattığım masalı hatırlamaya çalışmak yerine okuyuvermek amacıyla daktiloyla kâğıtlara geçirdiğimde, kucağımda onlarca masal kitabı bulup da şaşakaldığım gibi, bu kez de bilgisayar mesajlarında yığılan yüzlerce şiir şaşırttı beni... Onca şiir kitabı böyle doğdu.

Belki de dedim, başladığım yolun sonuna işte şimdi geldim. Şiirle başlamıştım, belki de ironik olarak şiirle bitireceğim. Ne bileyim, rastlantılara çok inanırım. Aşk bitti mi?  Yoksa hayatımın 24 saatini alıp da beni yine fırtınalara mı savuracak?

Bu aşk... Sürprizlerle dolu...

9-  İzmir Plus için yaptığım söyleşilerde özel sorular da var. İzninizle  özel sorumuza geldik. Yaşamınızı paylaştığınız iki erkek var. Onlara buradan seslenmek isteseniz, ne söylerdiniz? 

Oğullarım, Evren ve Alper, Olimpus dağında hiç sönmeden kaynayan ilham kaynağım gibiydiler. Eğer bugün çocuk yazınında Aytül Akal varsa,  bunun tek nedeni, tek kaynağı, tek ateşleyicisi, onlardır.  Evren ve Alper beni çocuk yazınına doğru itekleyip de sınırsız bir esin coşkusu vermeseler, evet, büyük olasılıkla ben yine yazar olurdum, ama çocuklar için değil...

Hiçbir kitabımda onlara bir ithaf ya da teşekkür yoktur, çünkü her öykü biraz Evren, her masal biraz Alper’dir. Aslında benden çok, çocuk yazınının teşekkür borcu vardır onlara...

Dilerim onların yoluna da bitmeyen “aşk”lar çıkar, dilerim onlar da yaşama kendi aydınlıklarını katar.

 


+ 0
+ 0


Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.