Kuşadasında Öykü'ye ve Şiire Yolculuk - 2005

Print

Kuşadası’nda Öykü’ye ve Şiir’e Yolculuk-2

(s.283-286)

2005

 

Çocuk Kitaplarının, Çocuk Okurda Yansıması

 

Çocuk edebiyatı, pedagojik içeriği, dilin yetkinliği, öykünün kurgusu ve estetik yapısıyla bir bütün olarak ele alınmalıdır. Tüm bu değerleri bütünlüğünde toplayan kitaplar olduğu gibi, piyasada bu değerlerin birini bile barındırmayan kitaplar da çok sayıda.

Pedagojik yaklaşımdaki eksiklik ya da sapmalar yüzünden çocukların edineceği zararlı edinimler, yalnız çocukluk dönemiyle sınırlanmayacak, çocuk, toplum hayatına katıldığında, hem kendisine hem topluma yansıyacaktır. Bu nedenle çocuk kitaplarındaki pedagojik değerlerin kalıcılığı düşünülerek, önem ve duyarlılıkla ele alınması gerektigine inaniyorum.

Kitaplardaki dil hataları da, çocuğun diline geri dönüşü olmaz bir ağırlıkla yerleşecek ve yaşamına yansıyacaktır. Yetişkinlerin özensizliği ve aldırmazlığı yüzünden çocukların ana dilini doğru ve yetkin kullanabilme fırsatından yoksun bırakılması, sonra da dillerine sahip çıkamadıkları için gençlerin suçlanması ne kadar adil olabilir?

Çocuk Hakları Sözleşmesinin 17. maddesinde, “Devlet, çocuğun toplumsal, ruhsal ve ahlâki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağlığını geliştirmeye yönelik çocuk kitaplarının üretimini ve yayılmasını teşvik eder,” ifadesiyle, Devlet’in çocuk kitapları konusundaki sorumluluğu dile getirilmektedir.  Oysa gözlemlerime dayanarak şunu da söylemekten geri kalamayacağım. Aslında piyasada bulunan en niteliksiz, en özensiz kitaplar arasında yer alan yayınlar, geçmiş dönemlerde Devlet’in Eğitim Bakanlığı tarafından yapılmıştır. Kimi, bir çırpıda yazıldığı belli, ciddi bir editör çalışmasıyla hazırlanmamış olan ve  estetikten yoksun niteliksiz kitaplar, çok sayıda basılıp ucuz fiyatlarla Türkiye’nin her köşesine ulaştırılmış, okullarca ve öğretmenlerce tüm öğrencilere önerilmiştir. 

Henüz eğitim sürecinde olan çocuk okurlar  ruhsal sağlığa zarar verecek kavramları ve şiddet öğelerini ayırdedebilecek deneyimde, ya da dil hatalarını, mantık, kurgu, anlam yanlışlarını fark edebilecek düzeyde olmadığından, önlerine sunulan kitaptaki hataları doğru kabul ederek, kolayca içselleştirebilir. Hatalı pedagojik yaklaşımlar, kural dışı dilbilgisi kullanımın, sanat ve estetik yoksunluğu doğru ve olması gereken gibi algılanarak, bir gün kullanılmak üzere küçük okurların bellek birikimlerine süzülür. 

Her anne-baba, çocuğunun bedensel ve zihinsel sağlığını korumaya kendi canından çok değer verir. Öte yandan, gerek yazılı ve sözlü edebiyat yoluyla, gerekse televizyon ve bilgisayar aracılığıyla, niteliksiz olmanın da ötesinde, zararlı olabilecek yayınlarla çocuklarımızı erken tanıştıran kurguları onların önüne koyanlar da bizleriz. Biz, yetişkinler...

Bence çocuklar için yazılan kitaplarda yapılan hataların en tehlikelisi, çocuğu şiddetle çok erken tanıştıran kurgulardır...

Bir çocuk kitabında şiddetin varlığı, kavga ve ölüm gibi doğal olgulardan söz edilmesinden değil, çocuğa aktarılış biçiminden kaynaklandığı söylenebilir. Bir metinde “vuruldu ve öldü” denmesi ile, vurulurken yaşadığı korkunun betimlenmesi, vurulduğu andaki vücut reflekslerinin anlatımı, vurulmanın ardından can çekişmesinin inceden inceye aktarılması, parçalanan uzuvlarının nerelere fırladığının adeta gözler önüne serilmesi, akan kanların nereleri nasıl boyadığının uzun uzun açıklanması, çocuk okurun yüreğinde aynı etkiyi yaratabilir mi? Bu tür metinleri yazmaktan hoşlananlar, neden ille çocuklara yazmak isterler, bunu hiç anlayamıyorum ve bunu kabul etmemekte de ısrarcıyım.

Radyo Cumhuriyet'teki bir radyo programda, iki buçuk yaşındaki oğluna masal okuyan bir dinleyiciden şöyle bir faks geliyor programa:

"Oğlum bir yaşına bastığından beri ona düzgün kitaplar aramaya başladım. Ve fark ettim ki, durum gerçekten çok vahim. Şöyle bir örnek vermek istiyorum. Oğlum ikibuçuk yaşındaydı ve bir gece ona Hansel ve Gratel'i okumak gafletinde bulundum. Üstelik masalın sonundaki cadının fırında nasıl yakıldığının, onun yanarken nasıl yanmış et kokusu çıkardığının anlatıldığı vahşet sahnelerini atlayarak okudum. Masal bittiğinde oğlum bana döndü ve şöyle dedi: 'Anne başkasının bir şeyi hani alınmazdı?' (Çocuklar cadıyı öldürdükten sonra onun altınlarını almışlardı). İkinci takıldığı konu ise daha da ilginçti: 'Anne,' dedi, 'üvey anneleri çok kötü birisiydi. Ama çocuklar altınları bulduktan sonra hiç kötülük yapmamış, cadının altınlarıyla ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşamışlar. Fakir kalsalar mutlu olamayacaklar mıydı?'

23 Temmuz 1998 tarihinde Milliyet Gazetesi'nin Tüketici Köşesinde Meral Tamer, Çocuklara Korku Masalları! başlığı altında, çocuk masallarını sorgulayan başka bir bilinçli annenin seslenişine yer veriyor:

Dört yaşındaki kızı için çocuk klâsikleri dizisi adı altında yayımlanan bir kitabı alan anne, "yüksek dozda yalancılık, yaşlılara zülum, cinayet, vahşet, hırs ve intikam" ile karşılaşınca, haklı olarak mektubunda şöyle isyan ediyor. "Okuduğum adeta bir gerilim kitabıydı. İçinde defalarca ölümden, öldürmekten, boğmaktan, şeytandan, cesetten, büyücüden söz ediliyor. Yaşlı ninesinin kafasını baltayla koparan ve bir kese paraya ölüsünü başkalarına satan tipler...  Bu nasıl çocuk kitabıdır böyle?  (Andersen'den Masallar, Epsilon Yayınları, s.86-94 )

Şiddet öğeleriyle öne çıkan başka örneklere değinmek istiyorum. Bu alıntılar, çocuklar için yayımlanmış olan kimi renkli, kimi siyah beyaz resimli kitaplardan alınmıştır.

 “Keloğlan Ak Ülke”  adlı kitapta, yalnızca şiddet değil, zina, cinayet, linç, tecavüz, ne ararsanız var!.. Kitaptaki ilk masalda, kadınlara düşkünlüğüyle tanınan bir padişah vardır. Öyle ki, bu padişah ülkenin birinde bir güzel kadın haberi mi aldı, hemen zaptiyelerini yollar, o güzeli bütün akrabalarışla birlikte sarayına getirirmiş. Erkekleri astırır, çirkin kadınları kestirirmiş. “Güzel kadını da odasına alırmış. Kadın istemese de onu kendine cariye yaparmış.”  Keloğlan, ülke halkını bu kadın düşkünü padişaha karşı ayaklandırır. Halk ve Keloğlan, padişahı “ısırıp kemirerek parça parça eder.” Daha sonra da, “Her parçasını sarayın penceresinden aşağıya atmışlar. Köpekler doyasıya yemişler.” (Keloğlan Ak Ülke, Duran Yılmaz, Yuva Yayınları) 

‘Keloğlan ve Ak Ülke’ adlı kitabın ‘Kırk Odalı Saray’ adlı masalında ise, şiddet ve cinayetin ötesinde, tecavüz de vardır ve böyle bir olay karşısında susmaları gerektiği çocuklara  öğretilir: “Hızır, baygın kızın üstüne doğru eğri dişlerini, çarpık suratını göstere göstere, şaşı gözleriyle ona yiyecekmiş gibi bakarak yaklaşmış. Baygın kızın ırzını lekelemiş... ‘Bunu ağabeyine söylersen gebe kalırsın,’ demiş.” Böylece şikayet etmemesini öğütlenen ve buna inandırılan kız, korkusundan ağabeyine bir şey söyleyemez. “Hızır da her gün gelmiş. ‘Seni ağabeyine söylerim,’ diye korkutarak onun koynuna giriyormuş. Kız memnun değilmiş ama yapabileceği bir şey de yokmuş.”  Ayni masalda, adamın kafasını kesip ocakta iyice tütsülemek ve kıtır kıtır sertleştirmek yönteminden de söz ediliyor. Kıtır kıtır olan kafatası havanta dövülüp karabiber haline getirilir ve karabiberliğe konur. Böyle bir masalı dinleyen ya da okuyan bir çocuğun, kendisini hangi kahraman ile koşut görmesi, hangisiyle özdeşleşmesi beklenebilir?


 

Çocuk edebiyatından yansıyan şiddetin boyutları konusunda başka bir örnek: "Canavar'ın yerde kıvrandığını gören Koca Dev, bu kez elindeki ağaç dallarıyla ona saldırıp iki gözünü birden oyuvermiş. Ondan sonrası çok kolay olmuş. Koca Dev, taş ve sopalarla yerde kıvranan Korkunç Canavar'ın başını parçalamış. Sonra gövdesini delip Canavar'ın kanlar içindeki kalbini ve ciğerini yemiş." Aynı masala devam ediyoruz: "Yaşlı Cadı, hemen onun üzerine saldırarak iki gözünü güçlü pençeleriyle oymuş. ...Koca kuş son saldırışında Dev'in boğazını koparmış. ...Koca Dev'in kopan boğazından dışarıya oluk gibi kan akmaya başlamış. Dev çırpındıkça kanlar çevreye yayılıyormuş. Az sonra ırmak suları kanlı akmaya başlamış. Yaşlı Cadı, Koca Dev can çekişirken, Dev'in bütün vücudunu parça parça etmiş."  Bu masalda, şiddet kullanarak rakibini öldüren  Koca Dev’in yanısıra, bu kez de Koca Dev’i öldürerek onu cezalandıran Yaşlı Cadı’yı görüyoruz. Üstelik uygulanan şiddet, betimlemelerle küçük çocukların gözleri önüne seriliyor. (Beş Kardeşler Masalı, İsmail Sivri, Bilgi Yayınevi,  s.94, 110)

Kadın erkek ilişkilerindeki şiddetin, çocuk kitaplarında da yansımasını bulmak mümkün: Yeşil Kuş masalında, zengin bir adamın oğluyla padişahın kızı evlenirler. Evlendikleri gece, şöyle bir olay olur; kitapta yazıldığı şekilde aktarıyorum: "Kocası eline geçirdiği bir sopa ile üzerine doğru geliyormuş. Kendisini korumak için odanın bir köşesine kaçmışsa da, delikanlı hemen arkasından yetişerek onu yakalamış, dövmeye başlamış. Tam kırk sopa vurarak zavallı kızı âdeta hasta etmiş. Bir gün böyle, iki gün böyle. Kırk gündür kız kocasından her gün kırk sopa yiyormuş." (Çocukları Uçuran Masallar, Hazırlayan Mümtüz Güleryüz, Türk Masalları Dizisi, Nehir Yayınları, s. 18)

Dünya Güzeli masalında, kadına uygulanan şiddeti ve buna karşılık kadının tavrını görüyoruz : "Şehzade, gül çubuğunu kesiyor. Bakıyor ki sırma saçlı Dünya Güzeli, ay parçası gibi oturmuş gergef işliyor. Usulcacık yaklaşıyor şehzade, saçlarından yakaladığı gibi gül çubuğu ile dövmeye başlıyor." Dünya Güzeli'nin bu şiddet uygulamasına tepkisi ise gerçekten çok şaşırtıcı: Dünya Güzeli, sonunda şöyle der:"Yeter delikanlı. Canım sana feda olsun. Ben de senin gibi bir yiğit bekliyordum. Böylece beraberce ata binip Padişahın sarayına gelirler. (Çocukları Uçuran Masallar, Hazırlayan Mümtüz Güleryüz, Türk Masalları Dizisi, Nehir Yayınları, s.44)

Çocuk kitaplarındaki şiddetin boyutları yalnızca erkekle kadın arasında kalmayıp, yetişkinlerin çocuklara eziyetine de uzanıyor ve çağdaş yazarların kalemine bile yansıyor:

Çok güzel bir kız evin kapısında oturmuş, ağlamaktadır. "Ben ağlamayayım da kimler ağlasın?" der. "Benim ne anam var, ne de babam. İkisi de öldüler. Kötü kalpli ve insan yiyen bir büyücü olan üvey annemle birlikte oturuyorum. Üvey annem her fırsatta beni yiyip yutmak için bir bahane arıyor." Üvey anne kızı yemek için önüne türlü imkansız işler koymaktadır. Ama kahramanımız Emir Yaman her seferinde kıza yardım ederek onun hayatını kurtarır. "Dişlerini bileyerek" kızı yeme hayalleri kuran "kötü kalpli üvey anne", “Sana bir kız yolluyorum, dişlerini bilemeye başla, gelince hemen yakalar, yersin." diyerek kızı, kendisinden daha kötü olan ablasına gönderir. Böylece üvey annesiyle arasındaki ruhsel denge onarılmaz bir yara alırken, çocugun teyze olan ilişkisine de darbe vurularak, yalnızlığa, güvensizlige itilir. (Emir Yaman, Zeynep Bassa, T.C.Kültür Bakanlığı Yayını, s.4,  24)

Nitelikli olarak değerlendirebileceğimiz kitapların, çocuğun bilişsel gelişimine olduğu kadar, kişilik, toplumsal ve dil gelişimine de katkı vereceğine göre (Çocuk ve Edebiyat, Prof.Dr.Sedat Sever) çocuklara temel beceri kazandırmada en kolay, en etkin yöntem olan kitaplardan neden doğru yararı sağlayamayalım? Ancak, çocuklarımız için bu yarar sağlanabilmek isteniyorsa, çocuk kitapları, içerikleri açısından tek tek elden geçirilmelidir. Türkçenin doğru, etkili kullanımına öncelik veren, çocuklarda eleştirel ve yaratıcı düşünmeyi destekleyen, iletişim olanakları sunan, karar verme, sorun çözme ve araştırma yeteneğini geliştiren kitapları seçebilmeli ve çok erken yaşta başlayarak çocuklarımızı bu tür kitaplarla buluşturmalıyız.  Bu kitapları okuyarak büyüyen genç neslin, kişisel ve sosyal değerlere önem veren, yaşamla ilgili her konuda sentez yapabilen bir toplumu oluşturacağı kuşkusuzdur. Çocuk kitapları aracılığıyla metinler arası okumayı geliştirebilen bir birey, yaşam sürecinde edindiği deneyimler arası ilişki kurabilen bireyler olacaktır.

Dileğim, sanatsal değerleri taşıyan kitaplarla, estetik bakışı gelişmiş aydınlık bir neslin yetişmesinin sağlanabilmesidir.

 

Kaynakça:

  1. Cumhuriyet Radyo programına gelen faks kopyası  
  2. 23.7. 1998 Milliyet Gazetesi'nin Tüketici Köşesi: Çocuklara Korku Masalları!
  3. Andersen’den Masallar, Epsilon Yayınları (s.86-94)    
  4. Keloğlan Ak Ülke, Duran Yılmaz, Yuva Yayınları)
  5. Beş Kardeşler Masalı, İsmail Sivri, Bilgi Yayınevi (s.94 ve 110 )            
  6. Falcı Hoço'nun Masalı, Hazırlayan: Fahrettin Çiloğlu, Sinatle Yayınları
  7. Çocukları Uçuran Masallar (Türk Masalları Dizisi), Hazırlayan: Mümtaz Güleryüz, Nehir Yayınları
  8. Çocukları Uçuran Masallar (Türk Masalları Dizisi), Hazırlayan: Mümtaz Güleryüz, Nehir Yayınları
  9. Mendilli Güzel, Cuma Karataş, Gendaş Yayınları (s.10-11)

 


+ 0
+ 0