En Yeni Kitaplarım

cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
koku_delisi-3
miymiy-teyze-5a
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
sozvermistinanne
sozvermistinbaba
tak_tak_tak-sans_geldi

İyi Kitap - 2010 - Sayfa: 3

Article Index
İyi Kitap - 2010
Sayfa: 2
Sayfa: 3
Sayfa: 4
All Pages

 -Sizin çocuğunuz var mı?

Olmaz mı? Büyüdüler artık. Evren evlendi, Nazlı adlı bir kızım da oldu böylelikle. Alper ise Hukuk son sınıfta.

Alper ve Evren çocukken, Olimpus dağında hiç sönmeden kaynayan ilham kaynağım gibiydiler. Eğer bugün çocuk yazınında Aytül Akal varsa,  bunun tek nedeni, tek kaynağı, tek ateşleyicisi, çocuklarımdır. Onlar beni çocuk yazınına doğru itekleyip de sınırsız bir esin coşkusu vermeseler, evet, içimdeki yazma tutkusu ve çocukluğumdan beri sürdürdüğüm aşkla, ben yine yazar olurdum, ama büyük olasılıkla çocuklara değil, yetişkinlere yazıyor olurdum.

Bu nedenle her şiir, her masal biraz Evren, biraz Alper’dir. Dilerim onların yoluna da bitmeyen “aşk”lar çıkar, dilerim onlar da yaşama kendi aydınlıklarını katar.

-Aslında şiir, doğası itibariyle çocuksu bir şeydir. Kurallara teslim olmaz. Çocuk da henüz dilin katı dayatmalarına teslim olmamıştır. Bu nedenle kelimeleri keyfince kullanır… Büyük şairler , hatta modernist ressamlar  eserlerinde bu çocuksu algıya yaslanmıştır. Öylesine bir algıyı yaklaşım olarak kullanmıştır. Siz ne dersiniz? Bir şiiri çocuk şiiri yapan nedir? Yoksa böylesi bir ayrımdan kaçınmalı mı?

Haklısınız, şiirin doğası çocukla bire bir örtüşür. Şiir, çocuğun zaten kendi dilidir.

Ama ayrım kesinlikle var. Hem sözcüklerde, hem anlamda... Elinde bir sözlükle anlamadığı bir şiiri okumaya gönlü olan bir çocuk gördünüz mü hiç?  Ancak “ders” ölçütleri içinde zorunluysa yapar; ama şiire gönülsüz...

Okurun dilini, anlamını kavrayamadığı bir metnin ya da şiirin peşinde koşmasını beklemek, hayalcilik olur. Okur, okuduğuyla özdeşleşebildiği oranda, elindeki yapıttan esin alabilir, kendi deneyimlerinin içinde eritip yaşamına yansıtabilir. Çocukları kendi yetişkin dünyasının konuları ve sorunlarıyla boğmaya çalışanlar da var tabii, ama çocuklar akıllı. Okumazlar öyle şiirleri, öyküleri... J

-Peki şiirlerinizde çocuklara aktarmak istediğiniz bir mesaj var mı? Şiirleriniz öğretici mi olmalı eğlendirici mi? 

Tamam, itiraf ediyorum... Şiir öncelikle “beni” eğlendirmeli. Yazarken güldürmeli, tekrar tekrar okumalarımda, eğlencemi sürdürebilmeli. Yoksa kendi yazdığımı bile okumaya sıkılırım. Çabuk sıkılan bir yapım var. Türkçe derslerinde kompozisyon yazdırırdı öğretmen. Bazen çok sıkıcı olurdu seçtiği başlıklar. O konularda yazarken canım öyle sıkılırdı ki, öğretmenin “yazdığınızı tekrar tekrar okuyun” uyarısına rağmen, cümleleri hızlıca bir defada yazar ve dönüp bir kez bile okumadan kâğıdımı verirdim.

İnsanın kendi yazdığı, kendisini bile eğlendiremezse, okuru nasıl eğlendirsin?

-Çocukların sevdiği  ve merak ettiği varlıkları şiire konu edinmişsiniz. Bunların başında hayvanlar, güneş, ay yıldızlar, deniz gibi doğa unsurları ya da doğa olayları, renkler vb. yer alıyor. Doğa adeta çocuklara yarenlik ediyor, onlarla birlikte eğleniyor…  Siz nasıl bakıyorsunuz gündelik hayata?

Çocuğun bakış açısıyla bakabilmek, insana coşku veriyor, yaşam daha anlamlı geliyor. Ama her zaman başarılamıyor, sonuçta, yetişkinlerin dünyasında yaşayıp, aynı sorumlulukları paylaşmak ve benzer sorunların üstesinden gelmek zorundayız.

Bundan 50-55 yıl önce çocukluk zordu; doğrusu yeniden çocuk olmak istemezdim. Ama şimdi yetişkin halimle, biraz tuhaf, biraz da çılgınca görünse de, çocukların dünyasında yaşamayı seviyorum. En güzeli böyle galiba...

-Ama bazı noktalarda, hayatın acı ama mevcut gerçeklerine de yer vermişsiniz. Bu parçaları araya sıkıştırmaya nasıl karar verdiniz? Çocukları bu gerçeklerle tanıştırmayı mı amaçlıyorsunuz?

Şiirlerde yer alan ve çocuk dünyasına “acı” gelebilecek olan gerçekler, onların dünyasına çok da uzak düşmeyen konular: Ailede bir yaşlının ölümü, üşüyen sokak çocuğu, hastalıklar, anne-baba boşanmaları... Çevrelerinde yaşanan bu tür olayların farkında olmaları, özdeşim kurma becerilerini geliştirebileceği gibi, hayatta herkesin sorun yaşayabileceğini ve bunun doğal olduğunu örnekleyebilir diye düşünüyorum. Bu tür konuların sanatsal bir tasarımla ortaya konması, çocuğun, yaşamı estetik bir yaklaşımla bir bütün olarak görebilmesini sağlayabilir. Ama anlatımda sanatsal duruş yoksa, en hafif acı bile ruhunda fırtınalar yaratabilir.



Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.