En Yeni Kitaplarım

cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
koku_delisi-3
miymiy-teyze-5a
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
sozvermistinanne
sozvermistinbaba
tak_tak_tak-sans_geldi

İyi Kitap - 2011 - Sayfa: 2

Article Index
İyi Kitap - 2011
Sayfa: 2
All Pages

İzmir’de baharın yaza dönüşüyle birlikte, sokaklar yasemin kokmaya başlar. Başınızı döndüren, aşık olmaya davet eden bir kokudur; ya da aşık olduğunuzu zannettiren... Ay ışığı ile gizli bir anlaşması vardır belki de, yaseminlerin. Ayın en parlak gecelerinde, yaseminler de en güzel kokularını yayarlar evlere. Açık kapı ve pencerelerden, yatağınıza kadar ulaşır bu koku.  Rüyalarınıza sızar; renklerle birlikte kokular da siner yaşama.

Beş duyumda birikmiş böyle bir koku, böyle bir tat işte, İzmir... 

5.    Ya İzmir’de geçen bir çocukluk? Nasıldı çocukluğunuz, nasıl bir çocuktunuz? Yazar olmak sanırım çocukluğunuzda düşmüş aklınıza, nasıl oldu bu?

Yaramaz bir çocuk olduğumu söylerdi ailem.  O zamanki okul durumum da bu düşünceyi pekiştiriyor doğrusu...  Ağaçların tepelerinde erik toplayan, sokakta seksek, saklambaç, yakar top oynayan bir kız...

Yazar olmak aklıma düştüğünde, ilkokul üçüncü sınıftaydım. O zamanlar yazarlığın bir meslek olabileceğini bilmiyordum tabii. Yalnızca yazmayı çok sevdiğimi düşünüyordum. Aslında bendeki yazma yeteneğini keşfeden de öğretmenimdir.  Ona olan gönül borcumu, “Teşekkür Ederim Öğretmenim” adlı öyküyle ödemek istedim. Bu öykü, “Babam Duymasın” adlı kitapta yer alıyor.

6.    İlk yazdığınız şeyleri hatırlıyor musunuz? Hâlâ duruyor mu onlar?

Evet, hatırlıyorum, inanır mısınız?  Onları uzun yıllar sakladım.  Sonra, ordan oraya savrulurken, her taşınmamda birazını derken, çoğunu yitirdim. Nasıl bir mantıkla düşünmüşsem o taşınma fırtınalarında, her farklı şeyden bir tane tutup ötesini atmışım; bir tane kompozisyon, bir tane elle yazarak hazırladığım sınıf gazetesi vb.

Fırtınadan arda kalan en eskilerden, 10 kasım 1966’da Yeni Asır gazetesinde yayımlanan bir şiirim saklamışım...

7.    Çocukluğunuzda en beğendiğiniz, sizde iz bırakan yazarlar, eserler hangileriydi?

Hangi çocukluktan söz ettiğinizin farkında mısınız Zarife Hanım! J Tam 50 (elli!) yıl öncesi şimdi konuşulan... Saman kâğıtlara basılı, birbirinden uyduruk metinler, ilköğretimin ilk kademesi seviyesinden de kötü çizilmiş resimler. Renkli resimli kitap bir hayal...

Beşinci sınıfı bitirip İzmir Amerikan Koleji’nin sınavını kazanınca, babam okul taksitlerini ödemekte epey zorlansa da, beni bu okula yazdırdı.  Kütüphaneyi ve güzel baskılı, ciltli kitapları, ilk kez orada gördüm ben... 

8.    Ya bir yetişkin olarak, sizi etkilemiş ya da hâlâ etkileyen hangi yazarlardan, eserlerden bahsedebilirsiniz? Mesela, yazarlık hayatımda örnek aldığım, gerçekten çok şey öğrendim, dediğiniz isim ya da isimler var mı?

Yazarlık hayatımda örnek aldığım kimse yok; zaten bence doğru olan da bu. Çünkü her yazar, kendi üslubunu yaratabilmeli. Başka bir yazara öykünmek, yazarlıktan çok taklitçiliğe girer. Dikkatli okur, öykünmeleri fark eder. Bir yazar, ismi yazılı olmasa da, metnin kime ait olduğunu okurlarının tahmin edebileği kadar özgün bir üslup yaratabilmeli diye düşünüyorum. 

Öte yandan, çok beğendiğim ve belirli bazı özellikleriyle çok gıpta ettiğim yazarlar vardır elbette.  Örneğin Ayla Kutlu’nun diline hayranım. “Kadın Destanı”, “Bir Göçmen Kuştu O” beni çok etkileyen kitaplarından bazıları... Ayla Kutlu, Beni Bırakma Hayat ve İki Ucu Yolculuk adlı öykü dosyalarımda, metnimin savruk yanlarına işaret ederek bana yol da göstermiştir. Pınar Kür’ün “Bir Deli Ağaç” ve “Akışı Olmayan Sular”’ı, sevdiğim kitaplarıdır... Mehmet Zaman Saçlıoğlu’nun felsefe zenginliğiyle belleğimde leziz bir tat bırakan “Beş Ada” adlı kitabı da etkilendiklerimdendir. Yabancı kitaplardan, Tom Robbins’in “Parfümün Dansı”, Jostein Gaarder’in “İskambil Kâğıtlarının Esrarı” ...

Biri hariç hepsi yetişkin kitapları oldu J...

Çocuk kitaplarında da sade öyküsüne karşın derinlikli katmanları olan, içinde felsefe ve psikoloji barındıranları beğenirim.

Yazarlığa dair öğrendiklerim ise, daha çok gazetecilik dönemimden geliyor.  1973’te Hayat Mecmuası’nda yazmaya başladığımda, Çetin Emeç yazı işleri müdürümdü.  O süreçte, anlatılmak istenenlerin, az ve öz yazarak daha etkin anlatılabileceğini öğrendim.

9.    Çocuk/gençlik edebiyatında eser vermek, yazar olmak isteyen gençlere neler önerirsiniz?

Gençler çok aceleci.  Tamam, hayatın değerini ve kısa olduğunu bizden erken keşfetmiş olabilirler ama, henüz olgunlaşmadan ağaçtan düşmek isteyen acelecikte olmaları, onlara hayatı  uzatmıyor ki...

Daha 9 yaşında şiir kitabı hazırlayanlar mi, 11 yaşında ikinci romanını yazanlar mı dersiniz... Bilemiyorum, belki çağımızda Mozartlar her yerdedir.  Bu konuda çok keskin olmak istemiyorum.  Ama ben kendi adıma, çocukluğundan beri yazıp duran, şiir ve hatıra defterleri dolduran, hele ki ilk dosyasını 17 yaşında hazırlamış, ilk köşe yazısını 21 yaşında yazmaya başlamış biri olarak, ilk kitabım 30’un üstündeyken yayımlandığı için hep “geç kaldım” telaşını yaşamışken, şimdi baktığım yerden ne kadar doğru bir zamanlama içinde olduğumu görüyorsam, gençlere söyleyebileceğim şudur ancak: “Dosyanızı sürekli kontrol etmelisiniz. Bu kontroller günleri değil, ayları, yılları kapsamalı.  Dokunduğunuz her sözcükle, 3 ay sonraki, 6 ay sonraki bir okumaya randevu almalısınız. Bu arada deneyimlerinizi, okuyarak ve yaşayarak çoğaltmanız, dosyanızı mükemmele taşımanızda büyük etken olacaktır. Bir gün tek sözcük, tek anlam değiştirmenizin artık gerekmediğine karar verdiğinizde, dosya hazırdır.”  Sonuç: Sabır ve çalışma öneriyorum...

10. Yeni çıkanlar içinde var mı gözünüze çarpan parlak yazarlar?

Yıllar önce Mavisel Yener’in 1998’de K Yayınları tarafından yayımlanan ilk kitabı Mavi Elma elime geçtiğinde, kitabı okurken, “iyi bir yazar geliyor” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Aradan geçen zaman içinde ortaya çıkan yapıtları, yargımı doğruladı.

Şimdilerde göze çarpan yazar çok da, “parlak” deyince orada biraz dikkatli davranmak gerek. Kolay yetişmiyor parlak yazarlar. Böyle bir yargıyı yazara erken teslim etmek, yakın gelecekte yapabileceklerinin yolunu tıkayabilir, süreci doğal akışından çıkarıp yazarın yaratıcılığına zarar verebilir görüşündeyim.

Yazılsın, okunsun...  Zaman, nasılsa kimin yazarlığının adanmışlık, kiminkinin heves olduğunu ortaya koyacaktır. 

11. Peki son olarak size “İyi Kitap” nedir diye sorsak?

İyi Kitap’in ilk sayısını gördüğümde gözlerime inanamadım. Biraz da “Bakalım kaç sayı sürebilecek!” diye endişe ettiğimi hatırlıyorum. İkinci yaşını kutluyor olması çok sevindirici, emeği geçen herkesi kutladığım kadar, çıkar gözetmeksizin maddi-manevi derginin arkasında duranları da kutluyorum.

Yayımlanan kitapların böyle bir vitrine, tanıtıma ve biraz da didiklenmeye ihtiyacı vardı.  Gazete ekleri, sonuçta gazete eki olduklarından günlük tüketiliyorlar.  Ama İyi Kitap, bütün bir ay boyunca elde dolaşıyor, ayrıca arşivleniyor.

Çocukları için kitap yayınlarını takip etmek isteyen anne-babaların “İyi Kitap”ı takip ettiklerini çok iyi biliyorum, çünkü benim iş yerimde bile beş anne, üç baba var, hepsi “İyi Kitap” peşindeler. Dergiler bana gelir gelmez kapışılıyor.

 


+ 0
+ 0


Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.