Bu makale “V. Ulusal Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Yaşayan Yazarlar Sempozyum Dizisi Çocuk ve Gençlik Edebiyatında Aytül Akal Sempozyumu (Eskişehir, 2012)”nda sunulmuştur.
Ramazan Volkan Çoban Balıkesir Ünversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiatı Eğitimi
Akal, kitaplarını yazarken kendisinin kişisel yaklaşımlarını ve yazar otoritesini bir kenara bırakarak, birçok çocuk kitabı yazarı gibi çocuğu küçümseyecek derecede her şeyi bilen bir yetişkinden çok kendini çocuk okurunun yerine koymuş ve onunla beraber düşünmüştür.
Evet, eleştirel bakabilmek önemli, ancak eleştirirken çözümünü de birlikte üretmeyi unutuyoruz çoğu kez. Yorum yapmakta ve fikir üretmekte zorlandığımızdan belki. En kolayı da konuyla ilgili çok şey bilirmiş gibi eleştir geç, karşındaki düşünsün...
Öğretmenim sınıfa bir soru yönelttiğinde, anında aklıma türlü çözümler gelir, kimini saçma bulduğum, kimi de çok kolay göründüğünden herhalde yanıtın o olamayacağını düşünür, parmak kaldırmazdım. Derken biri çıkar ya benim saçma bulduğum yanıtla, ya da çok kolay olduğu için geçersiz olacağını düşündüğüm yanıtla öğretmenin övgülerini alıverirdi.
Nasıl olur? Daha en başından verebilirdim o yanıtı. Niye güvenmemiştim ki kendime? Evet, ne kendime ne de fikirlerime güvenirdim çocukken. Çekingendim. “Nasıl olsa benim yanıtım yanlıştır,” düşüncesini beslerdim içimde.
Aslında yalnızca çocukken değil, büyüklüğümde de aynı güvensizliği taşıdım bir yük gibi. Bu yüzden, hayal gücümün çok geniş, çok renkli, çok farklı olduğunu söyleyenlere gülümseyip, sözlerini tatlı bir iltifat olarak kabullendim hep. Herkesin hayal gücü vardı, benimkinden bile renkli, benimkinden genişti hatta.
Farklı olmayı kabullenememek değil, özgüven eksikliğiydi benimki.
Bir sorun ortaya konduğunda, farklı pencerelerden bakabilme bir beceriymiş meğerse. Benim için ne kadar kullanışsızlık yaratsa da, çözüm odaklı düşünmek de bir beceriymiş. Herkes böyledir sanıyordum ben. Değilmiş...
"Bazı açılardan yukarı toprağa, aşağı gökyüzününe doğrudur ve her şey devamlı olarak boşluğa zar zor asılır gibi görünür"
Henüz okunmamış her çocuk kitabı, okur için yenidir. Yani tanıtım ya da öneri için basım tarihinin yeni olması gerekmiyor. Bir fuarda Ayla Çınaroğlu ile imzadaydık. Biri ona “Yeni kitabınız var mı?” diye sordu. Ayla Hanım ne diyeceğini düşünürken, ben atılıp, onun herhangi bir kitabını uzattım okura, “Bunu okudun mu?” “Hayır”“ O zaman bu, senin için yeni,” deyip kitabı eline verdim.
Çocuk kitapları eskimez. Evrenselliğini koruduğu oranda, yaşamını kimi çocuklar için hep “yeni” olarak sürdürür
"Okunmamış öykü öykü değildir. Odun küspesi üzerinde küçük siyah işaretlerdir. Okuyucu, okuyarak onu yaşama geçirir: Öykü, canlıdır."